24 Temmuz’un anlamı

İstanbul’da taksici rezaleti
Temmuz 10, 2020
Orhan Pamuk’tan Ayasofya yorumu
Temmuz 10, 2020

24 Temmuz’un anlamı

Danıştay’ın kararı ile Ayasofya’nın müze statüsünden çıkmasıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da açıklamalarda bulundu. Erdoğan yaptığı açıklamada Ayasofya’nın 24 Temmuz Cuma günü birincil namazla açılacağını duyurdu. 24 Temmuz'un anlamı #1 24 Temmuz tarihinin seçilmesi de uyarı çekti. 24 Temmuz 1923 Lozan Uzlaşma Anlaşması’nın yıldönümü. Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Halk Müziği Meclisi temsilcileriyle Britanya İmparatorluğu, Fransız Cumhuriyeti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı, Romanya Krallığı ve Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı (Yugoslavya) temsilcileri göre, Leman Gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace’ta imzalanmış barışma antlaşması. 24 Temmuz'un anlamı #2 Irak Sınırı: Musul üstünde antlaşma sağlanamadığı için, bu konuda Birleşik Krallık ve Türkiye Hükûmeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı. Bu anlaşmazlık Musul Sorunu’na dönüşmüştür. Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri’nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan’ın Batı Anadolu’da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye’ye verildi. Adalar: Midilli, Limni, Sakız, Semadirek, Sisam ve Ahikerya adaları üstünde Yunan hakimiyeti hususunda Osmanlı Devleti’nin imzalamış olduğu 1913 tarihli Londra Antlaşması ve 1913 tarihli Atina Antlaşması’nın adalar hakkındaki hükümleri ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunanistan’a bildirilen karar, adaların askeri gayelerle kullanılmaması şartıyla aynen kabul edilmiştir. Anadolu kıyısına 3 milden eksik mesafede bulunan adaların ve Bozcaada, Gökçeada ile Tavşan Adaları üzerindeki Türk hakimiyeti kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti tarafından Uşi Antlaşması ile 1912 yılında İtalya’ya geçici olarak bırakılan On İki Ada üzerindeki bütün haklardan on beşinci maddeyle İtalya lehine feragat edilmiştir. Türkiye-İran Sınırı: Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti aralarında 17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’na göre belirlenmiştir. Kapitülasyonlar’ın tamamı kaldırıldı. Azınlıklar: Lozan Uzlaşma Antlaşması’nda azınlık, Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Bütün azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde imtiyaz tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: “Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, keza hukuk bakımından hem de uygulamada, öbür Türk uyruklarıyla benzer işlemlerden ve benzer güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna aynı öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve gözden geçirmek ve buralarda kendi dillerini serbestçe göstermek ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşdeğer hakka sahip olacaklardır.” Batı Trakya’daki Türklerle, İstanbul’daki Rumlar dışarıda, Anadolu ve Doğu Trakya’daki Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler’in mübadele edilmeleri kararlaştırıldı. Savaş tazminatları: İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Türkiye, tamirat bedeli olarak Yunanistan’dan 4 milyon altın talep etti oysa bu özlem kabul edilmedi. Bunun üstüne 59. maddeyle Yunanistan savaş suçu işlediğini kabul etti ve Türkiye tazminat hakkından feragat etti ve yalnızca savaş tazminatı olarak Yunanistan, Karaağaç bölgesini verdi. Osmanlı’nın borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye’ye düşen bölümün taksitlendirme ile Fransız frangı olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye yöneticilik heyetinde yer alan yenik Alman İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu devletlerinin temsilcileri idare kurulundan çıkartılmış ve kurumun faaliyeti devam ettirilerek antlaşmayla birlikte yeni görevler verilmiştir. (Lozan Barış Antlaşması madde 45,46,47…55, 56). Boğazlar: Boğazlar, görüşmeler boyunca üstünde en fazla tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna kadar askeri olmayan gemi ve uçaklar barış vaktinde boğazlardan geçebilecekti.Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir komite oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti’nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir. Yabancı okullar: Eğitimlerine Türkiye’nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı. Patrikhaneler: Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin Osmanlı Devleti zamanındaki bütün ayrıcalıklarının kaldırılarak sadece dinî işleri gerçekleştirmek şartıyla ve bu hususta bahşedilen sözlere güvenilerek İstanbul’da kalmasına izin verildi. Ama antlaşma metnine patrikhanenin statüsü hususunda tek bir hüküm konulmadı. Kıbrıs: Osmanlı Devleti Ruslara karşı İngilizleri yanına çekebilmek için 1878 yılında Kıbrıs’taki hakları gizli olmak şartıyla geçici olarak Kıbrıs’ı Birleşmiş Krallık idaresine vermişti. Birleşik Krallık I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ı topraklarına kattığını resmi olarak açıkladı. Osmanlı Devleti bu kararı tanımadı. Türkiye Lozan Antlaşması’nın 20. maddesiyle Kıbrıs’taki Birleşik Krallık egemenliğini kabul etti. 24 Temmuz'un anlamı #3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir