Bahçeli’den Yunanistan Başpiskoposu’na Ayasofya tepkisi

Solskjaer: Başakşehir takım olarak gelişiyor
Temmuz 11, 2020
Afyonkarahisar’da köpek yüzünden kavga çıktı: 1 ölü
Temmuz 11, 2020

Bahçeli’den Yunanistan Başpiskoposu’na Ayasofya tepkisi

Ayasofya’nın 86 yıl aradan sonra baştan cami statüsü kazanması Yunanistan’da rahatsızlığa yol açtı. Yunanistan Başpiskoposu Ieronimos, “Türkler ellerinde ne varsa bunu oynar. Ayasofya da o oyunlardan biri. Bunu yapmaya cüret edebileceklerine inanmıyorum.” diye konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı açıklamada Ieronimos’un sözlerine karşı çıktı. Bahçeli, “Küçük Düşürücü bir dille, ‘Türkler Ayasofya’yı ibadete açmaya cesaret edemezler.’ diyen Yunanistan Başpiskoposu, bundan daha sonra ağır bir mahcubiyet ve bozgun travmasına gömülecek, nifak saçan ağzını bıçak bile açamayacaktır.” dedi. MHP Lideri, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye egemenlik haklarına toz kondurmama azim ve kararındadır. Bu kararın gevşetilmesi, bu kararlılığın yargılanması amaç ve hedef sahiplerini mahv-ı perişan edecektir. Türkiye’nin, kerameti kendinden menkul mihrakların ağzına bakma dönemi geride kalmıştır. Artık söz dinleyen değil sözü dinlenen, üstünde hesap yapılan değil, hesapları bozan bir ülke gerçeğine herkes alışmalı, buna hürmet duymalı, sonuçlarına da hazır olmalıdır. Ayasofya Camisi’nin baştan ibadete açılması bu kesif ve kesin iradenin en can müşteri muhassalasıdır. Aralıksız Vakıflar, Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği 31 Ağustos 2016 tarihinde, Ayasofya Camisi’nin müzeye çevrilmesine ilişkin 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptali istemiyle dava açmıştır. Vakıf malı olan Ayasofya’nın, vakfiyesine muvafık şekilde cami olarak kullanılması milletimizin uzun yıllardır hasreti ve beklentisidir. bununla beraber benzersiz bir mimarlık ve sanat abidesi olan Ayasofya’nın ibadete açılması inanç haklarımızın mecburi bir gereğidir. Aksi bir iddia ve ileri sürülecek ifade hükümsüz ve temelsizdir. Ayasofya’nın, vakfeden kutlu ecdadımızın emaneti doğrultusunda kesintisiz cami olarak kullanılması bağlılık ve vefayla yerine getirilmesi şart olan tarihi bir sorumluluktur. Vakıf senedi hukuk gücündedir. Nitekim vakfedilen Ayasofya’nın niteliği ve başvuru amacı değiştirilemeyecektir. Bu şart bununla birlikte herkes için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin vakfedenin iradesine uygun bir şekilde vakıf varlığının kullanılmasını sağlama hususunda fazla açık mükellefiyeti olduğu kuşkusuzdur. Nihayet Ebulfetih Sultan Mehmet Vakfı’nın mülkiyetinde olan Ayasofya Camisi’nin kilitleri çözülmüş, maziyle atinin manevi kucaklaşması temin edilmiştir. Türk-İslam alemi yeni bir diriliş ve yükseliş müjdesini İstanbul’dan parlayan ışık huzmesinden almıştır. Danıştay 10. Dairesi müstesna bir karara imza atarak, Ayasofya Camisi’ni müzeye dönüştüren 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nı iptal etmiştir. Elbette Müslüman Türk milletinin hislerine çevirmen olmuş, netice itibariyle milli vicdan müsterih ışık halkası gelmiştir. 567 yıldır devam edegelen fetih sürecimiz yeni bir safhaya geçmiş, tüm Türk ve İslam beldeleri ayağa kalkmıştır. Hitamında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla Ayasofya Camisi’nin yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek ibadete açılmasının önündeki tüm sahte ve sanal bariyerler yıkılmıştır. 86 yıldır kutuplaşmalara konu olan bir ağız dalaşı hukuki ve siyasi mutabakatla çözüme kavuşturulmuştur. Ayasofya Camisi’nin ibadete açılması 567 takvim çağrıya kulak vermenin, haysiyet ve ihtimam göstermenin muhterem bir neticesidir. Ayasofya yeryüzündeki tüm camilerimizi, tüm mescitlerimizi selamlayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu gelişmeden dolayı son derece bahtiyardır. Uzun senelerdir dile getirdiğimiz bir talep karşılanmıştır. Milletimizin ricası olmuş, yargı ve adalet yerini bulmuştur. Bundan rahatsız olanlar ise kendilerine diğer meşgale aramalıdır. Ayasofya Camisi’nin Müslüman gönüllerle buluşması İslami ve tarihi bir mesuliyet olmanın yanında hakim devlet müktesebatımızın, serbest prensibimizin bihakkın gerek ve şartıdır. Türkiye onun bunun dayatmalarıyla tarihi gerçeklerine sırt çevirmeyecektir. Kudüs’te menfur senaryoları tedavüle sokanların Ayasofya özelinde bize ikaz batmış mesajlar vermesi nafile bir çabadır. ABD yönetiminin “hüsran” yorumu cibilliyetsiz ve ciddiyetsiz bir ithamdır. 1987’den 2019’a değin silah ambargosu uyguladığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne, pat diye bire askeri eğitim desteği vereceğini ve kaynak sağlayarak emniyet ilişkilerini geliştireceğini duyuran ABD, Türkiye’yi zorlamak maksadıyla saldırı üzerine hücum yapmaktadır. Doğu Akdeniz ve Libya’da bütün muhasım odakları karşısına alan ülkemizin tarihi ve etken haklarını koruma gayesi varoluş onurudur. Bir yazar müsveddesinin, “Ayasofya’yı baştan camiye döndürmek dünyanın geri kalanına artık seküler değiliz demektir” ifadesi kafasının her zerresi dikenle sarılmış Pamuk soyisimli bir şahsın mesnetsiz sızlanmasıdır. Böylesi köksüzler düştükleri aidiyet krizinde hamiyet ve şeref imhası yaşamışlardır. “Osmanlı hukuku Cumhuriyet hukukunun yerine geçti” diyen güya akademisyenler de gerçekten cehaletlerinin ve ideolojik taassuplarının kurbanı olmuşlardır. İnanç hakkı insan hakkıdır. Bunu onaylama ve tasvip etmeyen insanlık değerlerine düşmandır. Bunun hilafına her laf, her söylev, her eylem boşluktadır, hukuken de ağır kusurludur. Başat sınırlarımız içinde nerede ibadet edeceğimiz, nereyi ibadete açacağımız yalnızca bizim atama ve tespit edeceğimiz bir konudur. Son zamanlarda Yunanistan Başpiskoposunun teftiş dışı hezeyanları muhakkak hiçbir şeyi değiştirememiştir. Ayasofya Camisi Türk milletinin emanetindedir. Bu emanetin üstünde şaibe oluşturmak ve kararsızlık uyandırmak hiç kimsenin haddi ve harcı değildir. Küçük Düşürücü bir dille, “Türkler Ayasofya’yı ibadete açmaya cesaret edemezler.” diyen Yunanistan Başpiskoposu, bundan sonradan ağır bir mahcubiyet ve yenilgi travmasına gömülecek, nifak saçan ağzını bıçak bile açamayacaktır. Atina’da tek bir cami bulunmazken, Türkiye’nin dört bir tarafında 400’e yakın Kilise, Sinegog ya da Havra’nın bulunması aziz milletimizin din ve vicdan hürriyetine duyduğu hürmetin muteber bir sonucudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir